26 Mart 2012 Pazartesi

Gelmelisin!




Ben giderken,
sen gelmelisin...
Ben koşarken, yürümeli
susarken, konuşmalı
ağlarken, gülmelisin.
Gel demeden gelmeli
Kal demeden kalmalısın.
Ben olmalısın, anlıyor musun?
Ağlamıyorum bak!
Ben ağlamıyorum da
sen neden gülmüyorsun ey hayat?

A.Ç

23 Mart 2012 Cuma

Bir bir yazacağım bunları...


Bir bir yazacağım bunları,
bir bir...
Tükenmez olacak kalemim,
tükenmeyecek asla...
Ucu kırılmayacak umudun,
tükenmeyecek hiç anlayacağın...
*
Bir bir yazacağım bunları
Yazdıkça içime içime atacağım çığlıklarımı,
Duyulmayacak asla...
Sonra yine,
bir bir yazacağım...
Yazdıkça elim kolum sen olacak...
Sen olan elim kolum olacak
ve
hiç bağlanmayacak...

Mart 2012
A.Ç

23 Mart 2012



(1)Bulamadım onu...:(

(2)Bugün minibüse bindim uzun aradan sonra...Minibüsün ilk durağından bindiğim için başlarda her şey normaldi. Sonra ayakta yolcu almaya başladı şoför, buraya kadar da bir anormallik yok. Her şey karşıdan bir trafik polisi görünene kadar olağan seyrinde ilerliyordu... Birden şoför "Eğilebilir miyiz lütfen?" dedi ve herkes aynı anda eğildi, daha eğilenler kalkmadan durakta durduk ve yeni yolcular binmeye başladı, onlarda eğilerek biniyor yanlış anlamayın. Bu arada trafik polisi ile aramızda 1 minibüs var ve bizi soteliyor anlayacağınız.

Sonra düşündüm işte, yanımda bir yabancı olsaydı ne düşünürdü diye...

Cevap bulamadım...

(3) Bugün Cuma...Yarım gün kaldı tatile...Sevinçliyim a dostlar:)

22 Mart 2012 Perşembe

22 Mart 2012



Bugün itibariyle buradan tarihe not düşüyorum...
Sabah bir köpek sarıldı bacağıma...Mecaz yapmıyorum...Gerçekten. Akşam bıraktığım yerde olursa ben de o da yaşadık.
Bir de Tanrım lütfen güzel şeyler olsun...Lütfen lütfen...

21 Mart 2012 Çarşamba

Düşündüm de...

                  Çok kalabalıktı oysa...O kalabalığın içinde tanıdık bir yüzdü belki seni hatırlatan, belki bir ses.
Gidişin çok net değil bende. Sen de biliyorsun. Küçücüktü boyum, herkes çok uzundu çünkü.Göremedim...Ne fark eder, bakmadım ki nasıl gidiyorsun, bakamadım. 
Ne kadar çok olmuş seni düşünmeyeli. Ah ne kadar zaman geçmiş. Oysaki ara ara hep hatırlarım. Bir oyun bu benim için, kimsenin hatırlamadıklarını hatırlamak isterim içinde sen olan. Annem de şaşırır bazen. Hatta laf aramızda bazen o bile hatırlamaz ama hatırlayamadığını belli etmez yani.
Geçen bayramdı, bir telefon numarası gerekti, nerede bulundu biliyor musun? Senin parti not defterinin içinde. 
İşte bugün biri bana "Kızım" diye selendi, ama öyle böyle bir kızım değil. Senin ki gibi de değil. Ama senden sonra duyduğum en tanıdık kızımdı. Bir babamın "Kızım" ını bir de senin "Kızım" ını nerde duysam tanırım bilirsin.
Mesela senden sonra hiç oralet içmedim ben. Birkaç kere denedim, boğazımdan geçmedi. "Cam şişede ayran" ne zaman içsem sen oluyor dünya birden. Mantarı sevişimde senden galiba, toplardık ya hani ayağımda kırmızı çizmeler. 14 Eylüllerde "Dedem kurtarcak kızı" diye sevinirdim ya o sevinmelerim yok artık. Zamanla başka başka şeylere seviniyor da insan, yine de gözleri dolarak hatırlıyor geçmiş sevinçleri. O koca çınar ağacını kestiler biliyor musun? Olsun...Ben hala el sallıyorum ona sanki oradaymış gibi.
.
.
.
Böyle işte...
Yine yazarım...