13 Mart 2012 Salı

Öyle böyle....

Kaçırdığım trenleri sayamıyor değilim aslında ! Benim derdim kaçan trenlerin ardından bakanlar.Ben onları yakalamak istiyorum...İşte bu yüzden binmiyorum hiçbir trene...Sen kaçırdım sanıyorsun ya hani...Ben aslında bekliyorum... İşte en çok bu beklemeler yoruyor beni.Kanadı kırık bir kuş gibi, olduğun yerde beklemek nedir bilir misin? Bilir misin boyundan milyon kere büyük bir saman parçasının altında ezilmek ne demek, bir karınca misali?
O duyduğunun yakılan son ağıt olmadığını bilmenin ağırlığını peki?
Söyle hadi...
Söyleyemezsin...
Sen ki geç kalmamak, yalnızlığında boğulmamak için atladın ilk trene...
Makinisti bile ayartmaların bu yüzdendi senin...
Bilemezsin...
Söyleyemezsin...
Ve anlayamazsın,
çuval dolusu lafı,
"Dön..!Bak, hala buradayım gittiğin günden beri!Bırakamadım buraları. Seni bekliyorum burada."
demek içi ettiğimi...

A.Ç

11 Mart 2012 Pazar

İhtimaller dahilinde düşmek üzereyim...




İhtimaller dahilinde düşmek üzereyim...


Hadi diyorum... Tekrar, sil baştan başlayalım...


Sil istiyorum ama baştan değil. Sondan başa doğru olsun bu siliş ya da benim istediklerimi silelim gerişi kalsın...


Her sabah aynada gördüğüm benden daha da uzaklaşıyorum... Her sabah kaçıp saklanmak istiyorum yorganın altına, kendimden kaçmak , senden kaçmak, eşimden dostumdan kaçmak istiyorum hatta inanmayacaksın ama kaçıp sığınmak istiyorum allaha, hani şu rahim ve rahman olana.


Ama olmuyor, ben yine her sabah kendimle uyanıyor, yine kendimle yaşıyorum.


Elimde bana verdiğin kağıtla uyanıyorum ve günün her saati ucunda duruyorum o kağıdın... Ama düşmüyorum. Düşersem başıma gelecekleri orada burada göstere göstere , karşıma çıkara çıkara bellettin bana.


Gözümü yumdum başlarda , kanalı, hatta yolumu değiştirdim ama yine başaramadım. Ezberledim hepsini...


Hadi diyorum her sabah... ve sen her sabah bana pişkin pişkin sırıtıyorsun aynada... üstelik her sabah tükenmez kalemlerle karaladığın o kağıdın ucunda buluyorum kendimi...


Korkum kağıtta yazanlar değil....


Kağıdın ucunda durmak rahatsız ediyor beni...


Düşme ihtimali canımı sıkan...


Böyle değildin sen ... “Hayat sevince güzel” şarkısını bize söyletendin... Artık kimse sevmiyor birbirini... Herkesin gözünde nefret, yüreğinde kin.. zaten yüreğindeki de yüzünde ya neyse! Rüyalarım bile rahatsız senin yüzünden... Uykularım bölük pörçük... Ucundan yakalamış olma ihtimaline de sevinemiyorum, çünkü zaten ucunda yaşıyorum...


Son kez söylüyorum; Hadi ama... Tekrar sil baştan başlayalım...


9 Mart 2012 Cuma

"Horoz Şekeri" nedir bilir misin sen?

Leblebi tozundan
kırık dökük zamanların,
yalandan da olsa rüzgarla yoğrulmuş çocuklarıyız biz...
Bu yüzdendir hayatın bizi durmadan öksürtmesi,
boğazımıza takılı kalmış uhdelerimiz de bundandır bizim...
Dünya doyuma ulaşırken zaman içinde..
Yenilikler içinde eskimeye yüz tutmuş,
sıkışık bir zamanın
 taa o günlerden bugünlere uzanan kollarıyız biz...
 Siz yeniyi bilirsiniz...
Oysa biz sizin yeninizi kendi eskimizde yaşamayı...
                                                       A.Ç


8 Mart 2012 Perşembe

Aşk ve Kadın...




Bir İstanbul beyefendisiydi AŞK...
Egenin o küçük, romantik kasabalarına dayanıyordu kökleri...
"Meltem" in bir kadın isminden ibaret olmadığını bilirdi o...
Bir de, bilirdi denizin kız kokması ne demek...
O yüzden çocukluğundan beri aynıydı misi...
Ve o İstanbul beyefendisi hep şunu fısıldardı meltemin kulağına;
"Sen olmadan da yaşayabilirim bilirsin...
Ya da sen, eyy sonsuz deniz!
Ben, bir tek onsuz yaşayamam...Bir tek onsuz" der
Ve
Koklardı misini doyasıya....
A.Ç

6 Mart 2012 Salı

...



.....

Havada kalmıştı kadehi...

Bir yudum bile alamadı, bir yudum...

Bir balığı düşündü, bir şişeyi içinde yüzdüğü...

En son yansıması geldi aklına aynadaki...

İşte onu düşünemedi...

Baktı, yetmeyecek yüreği, "Şerefe" dedi, "Şerefe Yalan Dünya!"...




A.Ç.

2 Mart 2012 Cuma

Yanılıyorsun...!

Şimdi sen bana " Son gemiyi de kaçırdın...Gitti artık! Bu beklemeler nafile...!" diyorsun ya... Yanılıyorsun usta... Ben hiçbir gemiyi kaçırmadım... Aksine, onlar hep 1 eksik gittiler...